Duygusal Aşk Sözleri

2026 yılında, birbirinden etkileyici Duygusal Aşk Sözleri ile sizlerleyiz. Bu Duygusal Aşk Sözleri sayesinde sevginizi kısa, anlamlı ve güzel sözlerle ifade edebilir, duygularınızı özel bir şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak sevdiklerinizden beğeni alabilirsiniz.




Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.
İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi!
Özledim gözlerini, beş dakika uyan az. Çok değil, gözlerinin Kabe’sinde bir namaz.
Aynada gördüğüm yüzün dudağı gam gözleri hüzün. Ben geceye hapsolmuşum adı var kendi yok gün düzün.
Senin gülüşün cennetten atılan bir ekmek kırıntısı gibi! Ben ise bir serçe gibi karın tokluğuna seviyorum seni.
Beynimde cevabı ölüm olan bir soru; aşk yalan ise, yüreğimdeki acı niye gerçek?
Senin, çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara bere içinde olsun dizlerim yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.
Gel birbirimize hayat olalım. Ayrılırsak hayatını kaybetti desinler.
Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır öpüp kokladığınız da sıvıya dönüşürken kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır.
Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.
Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.
Siz hiç yar saçının bir telinden, kendinize gurbet yaptınız mı?
Kursak diye bir yer var. Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim, dostluklarım. Hepsi orada.
Ne kazandığını bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir.
Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum sana gelirken kendimden gidiyorum ve senden giderken kendime gelemiyorum.
Gidişinin hüznü gözlerimde, acısı yüreğimde kaldı. Gel de dindir bu ıstırabı.
Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem, yalnızlığın başkenti orası.
Ülkenin farklı şehirleriydik. Ben sürgün yeri sen başkent. İsyan sende başlardı cezasını çekmek bana kalırdı.
Sığmadın içime sevgili, bu yürek, bu şehir ve özünü bulduğun şu garip sevda sana dar geldi.
Bitti diye ağlamayın, oldu diye gülümseyin.
Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda. Sen yüzmeyi değil üzmeyi bildikten sonra.
Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.
Mutlu olmanı istesem de, bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek. Benim hep içimi üşütecek.
Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen…
Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır. Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.
Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum.
Ve bazen unutmak için uyumak gerekir, rüyaları hesaba katmadan.
Öyle sevdim ki seni, kime anlattıysam yerinde olmak istedi.
Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirirsen, ilk vazgeçtiği insan sen olursun.
Bazen diyorum ki kendime… Ne çok değer vermişim değersizlere.
Dışarıya yağmur. Yüreğime hasret. Fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.
Öyle bir “yar” sev ki evladım; elinde su tasıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin. Mevlâna
Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı.
Ben hiç pazarlık etmedim duygularım için hele de sana ithaf olunanlar için. Yüreğim yettiğince sevdim yetmeyecekse yaklaşmadım bile.
Yağmurun en güzel tarafı bu herkes aynı derecede ıslanırken, ağlayanın gözyaşı belli olmuyor!
Aslında suçum yok inanın bana hâkim bey ben de yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümüş sevdiğimin elleri.
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten…
Herkes birbirine sığınıyor bu devirde. Aşk acıya, acı gözyaşına, ben sana, sen ona. Öyle işte.
Bu sabah mavi bulutları avucuna mutlulukları gönlüne ve sevgimi usulca kalbine bırakıyorum.
Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim, Allah belamı versin!
Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.
Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun?
Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.
Gülmek için mutlu olmayı bekleme belki de mutluluk gülüşünde saklıdır sakın gülmekten vazgeçme senin bir gülüşün için yaşayan vardır.
Yabancı bir şarkı gibiyim, dinleyenim çok anlayanım az.
Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime.
Hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili? Sen gitmeye yeltendiğin andan itibaren ben vurdum “hoşça kal” ın sandalyesine tekmeyi.
Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin? Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?
Vazgeçilmezimdin bilirdim. Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim.
Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben.
Aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni demiştim sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil’i ben oldum Kabil’i sen!
Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama kapatırsan beni sol göğsünün kafesine sesimi bile çıkarmayacağım.
Eğer beni bu sokakta bu semtte bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben gözlerinin daldığı yerdeyim.
Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum. Göremiyorsun.
Sen içinden de olsa seni seviyorum de, fazlasında gözüm yok. Kulaklarım çınlasın yeter…
Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın, dokunsan silinecek; dokunmasan ölecek.
Ateşim sen ol yanması benden kaderim sen ol çekmesi benden kurşunum sen ol sıkması benden Azrail’im sen ol ölmesi benden.
Birinin gözyaşlarına sebebiyet vermişsen oturup sende ağlamalısın bunun vebalinin yükünü nasıl ödeyeceğine!
Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma.
Ben, istemem öyle, iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Sefaletimin nedeni yok’sulluk değil, yoksun’luk.
Belki de konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum. Sessizce biliyorum. Usulca biliyorum. Masumca biliyorum.
Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına ‘aşk’ denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.
Hayatın matematiğinin farklı olduğu hep sonradan anlaşılıyor. Ve anlıyor ki insan değer vermek yalnızca matematikte işe yarıyor.
Yum gözünü aç elini. Yüreğim senindir. İster cam kenarına koy güneş alsın. İster can kenarına koy hep sende kalsın.
Ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir artık gelsen de bir gelmesen de bir!
Gittin mi büyük gideceksin! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Can Yücel
Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim yüreğini koy avuçlarıma.
Keşke tanımasaydım demiyorum ama keşke tanıdığım gibi kalsaydı dediklerim var.
Bir gün bir köşede sızıp kalırsam el tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye bakıp yaptığından utanır mısın?
Nedir sende ki bu sessizlik, yoksa çok mu koydu bensizlik.
Havam bozulmaya başladı yine gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Cemal Süreyya

Diğer Güzel Sözler Yazıları
1 Euro Kaç TL