Reşat Nuri Güntekin Sözleri
Sen yine de bir parça benimdin, ben bütün ruhumla senin.
Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.
Acımak bir süre sonra hissizleştiriyor insanı.
Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.
Bir zehri insan, bir kere yutmalı ya ölür ya kurtulur.
Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!
Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.
İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.
Çalışmak, bütün ruhuyla, kendini başkalarına vermek ne güzel şey!
Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.
Kolayca teselli edilecek dert insanı böyle ağlatmaz.
Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat.
Artık kalbim öldü. Sevmeye kudretim kalmadı.
Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.
Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır.
Fakat yüreğimdeki gizli yaralar vücudumdakilerden çok daha derindi.
Bir hayale esir olan insanlar delilerin en büyükleridir.
Hastalar gibi, mesut olanlara da geceler öyle uzun geliyor ki.
İnsan sevdiğinden uzak olursa onun sitemlerini bile hoş görür.
İnsan için, her şeyi söylerler. Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun.
Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.
Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?
Zaten kafaları değiştirmeden idareyi değiştirmek öyle pek tamah edilecek bir netice vermiyor.
Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.
Çok sevmek yetmez mühim olan güzel sevmek.
Hokkabazın yumurtasında olduğu gibi, sözlerde de meseleler iç içedir.
İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç.
Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
Onun fikrinde insanlar, yalnız yaptıkları işten, düşündükleri şeyden değil, gördükleri rüyadan bile mesuldürler.
Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.
Yaşamak hakikaten doyulmayacak kadar tatlı bir şey.
İnsan ne kadar acı olursa olsun bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükûn ve tevekkül geliyor.
Halis muhabbet kavgasız, gürültüsüz olmaz derler.
Yalnızlık haddizatında insana güç gelen bir şeydir.
Düşmesini istemeyen, zamana ayak uydurmasını bilmeliydi.
Evet, bu uçsuz bucaksız yolda ne kadar ilerlerseniz dönüp dolaşıp hep aynı yere varacaksınız.
Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.
Hiçbir kadın bu kadar derin bir duygu ve ihtiyaç ile sevilmemiş, aranmamış ve düşünülmemiştir.
En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?
En eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.
Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi?
Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz.
Felaketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer.
Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor.
Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.
Galip insanlar için iyi ve merhametli olmak ne kolay ve şık bir jesttir.