Ömer Hayyam Sözleri

2026 yılında sizler için en güzel Ömer Hayyam Sözleri derlemelerini hazırladık. Bu Ömer Hayyam Sözleri ile duygularınızı kısa, anlamlı ve etkileyici sözlerle ifade edebilir, sevginizi en özel şekilde dile getirebilirsiniz. Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal medya platformlarında bu sözleri paylaşarak sevdiklerinizi etkileyebilir ve beğeni toplayabilirsiniz.




Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; âşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; ermiş ha çul giymiş, ha atlas; yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.
Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim; gönül tatlı diline tutkun, neyleyim; can da gönül de sır incileriyle dolu; ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.
Girme şu alçakların hizmetine, konma sinek gibi pislik üstüne İki günde bir somun ye, ne olur! Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.
Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden ne dine, edebe aykırı gitmemizden, bir an geçmek istiyoruz kendimizden, içip içip sarhoş olmamız bu yüzden.
Seni aramaktan dünyanın başı dertte; zengine de göründüğün yok, fakire de; sen konuşursun da biz sağır mıyız yoksa hep kör müyüz, sen varsın da görünürde.
Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir şu şarabı, alsın aklımızı, belki böyle beğenir bizi el âlem!
Güçlü olduğuna inandırdın beni; bol bol da verdin bana vereceklerini. Yüz yıl günah işleyip bilmek isterim; günahlar mı sonsuz, senin rahmetin mi?
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Han hamam, dolap değirmen, hep onlara. Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
Dünya üç beş bilgisizin elinde; onlarca her bilgi kendilerinde… Üzülme; eşek eşeği beğenir, hayır var sana ‘kötü’ demelerinde.
Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar…
Seninle içilen şarap helaldir. Sensiz içilen su bile haram.
İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez, bunlar için didinmene bir şey denmez. Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış, bu güzelim ömrünü satmaya değmez.
Her ağızda bir yemin artık, sakin ha inanmayınız. Biri bir şey mi söyledi; söze değil söyleyene bakınız.
Sen sofusun, hep dinden dem vurursun, bana da sapık, dinsiz der durursun. Peki, ben ne görünüyorsam oyum. Ya sen ne görünüyorsan o musun?
Geçmiş olan dünden hiç yâd etme, yarın da gelmemişken feryat etme, düşünme geleceği de geçmişi de şimdi şen ol da yaşamı berbat etme.
Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan yüreğine diken batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş tarak gibi dış dış, didik didik olmadan?
Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın masal anlatmaktır bütün işi.
İçin temiz olmadıktan sonra hacı hoca olmuşsun; kaç para! Hırka; tespih, post; seccade güzel ama tanrı kanar mı bunlara?
Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona, sevmek haram yüreğinde ateş olmayana bir günü sevgisiz geçirdinse yazık, en boş geçen günün o gündür inan bana.
Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. Yaşama sebebimsin, su kadar, ekmek kadar. Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar.
Vefasız dünya diye yakınıp durma; dünya elindeyken tadını çıkarsana! Herkese vefalı olsaydı dünya sıra mı gelirdi senin yaşamana?
Herkes, gönlünce bir yol arıyor kendine. Kimi arayışı sürdürmekte, kimi bulduğundan emin. Ama bir gün, bir ses haykıracak göklerden, herkesin yolu kendine varır, arama başka yerde.
Ya sırtımıza alıp taşıyoruz ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi.
Niceleri geldi, neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.
Akıl bu kadehi övdükçe över; alnından sevgiyle öptükçe öper, zaman ustaysa bu canım nesneyi hem yapar hem kırıp bin parça eder.
Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi! Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli, can gözünü açınca görüyor ki insan; en büyük düşmanıymış en çok güvendiği. Yalan mı?
Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: yarın, akılsız, neyi bileceksin.
Bir kalp ki onun sevmesi aldanması yok tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok bin kez yazık olsun sevgisiz yüreğe aşksız geçecek günlerin faydası yok.
Eğer her şeyini kaybetmişsen ve cebinde bir ekmek alacak kadar paran kalmışsa, git kendine bir demet menekşe al ve ruhunu besle. Bence bu çok anlamlıdır ve kişinin öncelikle ruhunu beslemesi lazım.
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende bir nefestir alacağın, o da boştur boş!
Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin ne ben. Bizim ki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde ne sen kalırsın, ne ben.
Yaşamanı akla uydurman gerekir, ama bilmezsin akla uygun olan nedir; bereket eli çabuktur zaman ustanın, başına vura vura sana da öğretir.
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; suçumuza, duamıza önem vermeyen; günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık; umudumu rahmetine bağlamışım ben.
Bir geldi mi ağır ölüm uykusu. Biter bu dünyanın dedikodusu.
Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna; o şatafatlar, altınlar, gümüşler boşuna.
Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise; mıhları gevşek bir gölgeliktir beden çadırı, pek dayanma sakin ne kadar sağlam da görünse.
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben. Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben. Perde ardında sen ben dedikodusu var amma, Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben.
Dert içinde sevinci bul da yaşa; haksız düzende haklı ol da yaşa, sonu nasıl olsa yokluk dünyanın, varından yoğundan kurtul da yaşa.
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada cennetin cehennemin üstündesin.
Bir elde kadeh, bir elde Kuran; bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz ne tam Müslüman.
Yıllar günler gibi geçti gider; nerede o eski dertler, sevinçler? Belaya aldırmaz aklı olan, bu da her şey gibi geçer, der.
Cennette cehennem de senin içinde.
Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz. Âşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.
Tanrım niye ekşi ayranı edersin helal de şarabı haram. Bir kerpicim de olsa, satar yine şarap içerim.
Bir çember çizilse merkezinde ben, kenarında sen… Sen döndükçe beni; ben döndükçe seni görsem… Öyle bir an gelse ki; yarıçap sıfır olsa.
Dal goncayı bir sabah açılmış buldu, gül melteme bir masal deyip savruldu, dünyada vefasızlığa bak; on günde bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.
Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari bırak aldatmacayı, ikiyüzlülükleri; şarap içmem diye övünüyorsun, ama yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam. Ben haramla helali karıştırmam. Seninle içilen şarap helaldir, sensiz içilen su bile haram.
Hayyam. Demiş ki! Ben Haram ile Helali karıştırmam. Dost ile içilen ‘RAKl’ helaldir, ‘Puşt’ ile içilen su bile Haram.
Kendini satmayan adama ekmek yok. Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya.
Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar, bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir, sevgi.
Hayat kısa insanoğlu! Kesildikçe yeşeren otlar gibi yeşeremeyeceksin bir daha.
Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz.
Cennette huriler varmış, kara gözlü; içkinin de ordaymış en güzeli. Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz: bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
Her sabah yeni bir gün doğarken, bir gün de eksilir ömürden; her şafak bir hırsız gibidir elinde bir fenerle gelen.
İki günde bir somun geçiyorsa eline soğuk suyu da olursa bir kırık testide niçin kendinden kötüsüne kul olur insan, ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?
Ayağa kalk! Uyumak için önümüzde sonsuzluk var.

Diğer Güzel Sözler Yazıları
1 Euro Kaç TL