Yahya Kemal Beyatlı Sözleri
Bir nesil evvelkilere mevhum saltanat tatlı bir hayal, milliyetler esasları üzerinde bir Türk milliyeti acı bir hakikat görünüyor. Bugün biz o merhumeye acı hayal, Türk devletine tatlı hakikat diyoruz.
Toprakta tek bir medeniyet vardı: Türk medeniyeti.
Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül!
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin.
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar. İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Bugün Türklük tahlil devrinde değil terkip devrindedir.
Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok dibi, mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.
Medeniyette bütün idrakler ihtirasla mümkündür. Bugünkü Garp medeniyetini, kendiliğimizden tiksindirecek kadar, ateşli bir ihtirasla sevmeseydik idrak edemezdik.
Sanat şahsi oldukça şahısların renk renk bir kalabalık olduğu anlaşıldı.
İspat ettik ki bir zaman aşiretten cihangirane bir devlet çıkaran bu millet o cihangirane devletten bugün bir Türk vatanı çıkaracak kudrettedir.
Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin/ Bir çare yok mudur buna ya Rabbe’l alemin.
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç; bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
Bazı yerler vardır ki ruh eser.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Bir milletin dilini ifade edecek olan sanatkarın o milletin, bütün tarihinde dilinin geçirmiş olduğu Safhaları sadece bilmesi değil, benimsemesi lazımdır. Her millette olduğu gibi, bizde de kelimeleri şiir canlandırmış nesir sadece kullanılmıştır.
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
Üstümüze zaman yağdı, hüznümüz ondan.
Fethin en müspet ve en esaslı eseri vatanın yekpareliğidir.
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın!
Kalbi olanların dili yok, dili olanların kalbi yok.
Şiirde lisan, zevk, fikir, mazmun, her şey eskir, yalnız aşk eskimez her dem tazedir.
Soğuk ay öptü beyaz ensesini, sardı her uzvunu bir ince sızı.
Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.
Ey sevgi anladım bu uzaktan seda ile. Ömrüm yegâne lezzetidir hatıran bile.
Bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir.
Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.
Bir yoldu parıldayan, gümüşten, Gittik. Bahis açmadık dönüşten.
Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan.
Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden.
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Bütün Türkler gibi İstanbullular da biliyorlar ki, millî hareket bütün bir cidali Osman’ın sancağını, Fatih’in tahtını, Selim’in hatırasını nisyandan kurtarmak içindir.
Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüş yolunu sevdim.
Bütün bu amiller, gitgide, devleti Latinlikten uzaklaştırıyor, ekseriyeti şarklı, Hıristiyan ve Eski Yunancadan bozma bir dille konuşan halka mal ediyor.
Kör bedbinlik bir milleti nasıl öldürürse sağır nikbinlik de bir zaaftır. Kavi olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Medeniyette bütün idrakler ihtirasla mümkündür.
Şiir, ilham perisi ile baş başa kalınınca yazılır.
Türk ülkesinde hayat hür, saf, nefis idi. Türkler hayattan birer şarkı gibi geçiyorlardı. Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kadınları gibi güzel, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı.
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Geçmişte sevdiğimiz, hayran olduğumuz ve bağlandığımız şeyler yalnız güzellikler, iyilikler, doğruluklardır; yoksa çirkinlikleri, kötülükleri ve haksızlıkları sevmiyoruz.
Sen neredesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Ölenler öldü, kalanlarla mustarip kaldık.
Gürlemiş Topkapı’dan bir yeni şiddet daha şanlı namıyla, büyük top, denilen ejderha.
Çünkü bir kıtada askerle değil, milletle durulur.
Gönüldendir şikâyet kimseden feryadımız yoktur.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta.
Kalbimin takati yok, hem bu duyuş çok sürecek. Mavera başlamadan ben buradan ayrılayım.
Yer kalmadı beynimde hayale.
Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helal ve güzel olmalı.
Sahte bir şiir iyi okunamaz. Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur.