Kırıldığını Anlatan Sözler
Kızgınlık geçer de kırgınlık ne olacak?
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım. Can Yücel
Önemsedikçe, yitirdiğim insanlar var.
Tek başına hayatı öğrenen bir insanı kimse yokluğuyla korkutamaz.
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Ümitleri kırılan insanlar, kanatları kırılan kuşlara benzer.
Kırık kalplerin hikayesi kısa olur. Ne oldu? Derler. Hiç, dersin biter.
Her şeyin kadar değil değeri kadar seveceksin. Çünkü beklentin ne kadar çok olursa o kadar kırılırsın.
Belki de dilinden bu şarkı düşmez, dilin söylese de gönlün hissetmez.
Kalbini kırıyor diye üzülme, belki de hak etmediği yerden çıkmak istiyordur.
Kırdıysa sessiz kal. Sessizliğinden kırıldığını anlamıyorsa, onsuz kal.
Kırgınlık değil içimdeki sevgilim. Sadece sözlerin dokundu yüreğime inceden. Dal kırıldığı yerden, insan da kırıldığı kalpten koparmış.
Öyle sevdim ki seni, beni gören herkes yerinde olmak istedi. Ama kimse benim yerimde olmak istemedi.
En çok sana kırılıyorum diyemediğimizden, bir tek sana kızamıyorum dediğimiz anlar vardır.
Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın, şimdi güneşin doğmasını bekle!
Keşke kendini bırakıp gitse insan; ama olmuyor! Can Yücel
Artık kopardığın papatyalara sorarsın, hani sevecekti, diye!
Buruk kalbim düzülmez bu sözlerinle asla, sana ben inandım sevdim ama sen harcadın beni, sevgi yolunda dönme bana bir daha.
Kim ne derse desin içimdeki kırgınlıklar bir tatlı söz ile bir gülüşle geçmez. Hayat kırmış beni, sende kır çok görmem.
Ah ne acıdır! O toz konduramadıkların için toz kadar değerin olmadığını anladığın an!
İki kelime yetiyor seven kalbi kırmaya, sonra roman yazsan ne fayda!
Kırgınım. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden… Belki hayata, belki kendime, belki de kıymet bilmeyen herkese.
Dal istediği kadar güçlü olsun, rüzgâr istediği an kırabilecek güçtedir. Sen istediğin kadar güçsüz ol, kalbimi kıracak kadar güçlü sözlerin.
Artık yazdıklarımda arama kendini! Çünkü ben, suskunluğuma gömdüm seni.
Kırıldığım zaman akıttığım gözyaşlarım, ruhumun yaz yağmurudur.
Yazıyorum, çünkü içimde susturamadığım bir ses var içimde.
Öfke, rüzgâr gibidir. Bir süre sonra diner ama birçok dal kırılmıştır bile. Mevlâna
Bunu sana yazdığımı bilmezsin, bir yabancı şarkı gibi dinlersin.
Gittim! Şimdi bir mevsim değil, bir hayat girdi aramıza, ne sen dönebilirsin artık geriye, nede ben kapıyı açabilirim sana.
Öfke, kızgınlık gelip geçiyor da kırgınlık hiçbir yere sığmıyor.
Artık hiçbir şeye eskisi kadar üzülmüyorum. Herkes kendine yakışanı yapıyor, diyorum, konu kapanıyor.
Değmiyor bazen, uğruna yorulduklarımız. Nazım Hikmet
İnsan odun değil ki; kırıldığı zaman ses çıkarsın. Mevlâna
Dokunma bana öyle çok kırıldım ki her kelimem bir yerini kesebilir.
Sana da kırgınım papatya. Bir seviyorumu sığdıramadın onca yaprağına. Can Yücel
Çok güçlüsün, her şeyi içine atıyorsun, dedi. Elimi sol yanıma götürerek, burada neler oluyor biliyor musun, dedim.
Susmak, sadece içindeki haykırışların duyulmasından korkmaktır.
Kırıldığını belli etmeyen insanları üzmeyin. Çünkü onlar sizi kaybetmemek için susar, aptal oldukları için değil.
Bazı insanlar kırmaktan korkarlar; çünkü kırılmak ne demek iyi bilirler. Dostoyevski
Hani derler ya; insan sevdiğine hiç kırılır mı? Aslında insan en çok sevdiğine kırılır!
Küsmek ayrı, kırılmak ayrı. Ben seni sildim!
Hıçkıra hıçkıra ağlattın ya beni ölsem de unutmam seni.
Sessizliğin duyulur bomboş odamda, dokunsalar ağlarım.
Ey can! Kimseyi kırma, sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz! Mevlâna
Oysa ne çok şey var sana diyemediğim, suskunluğumda.
Bazen kırılsam da susuyorum. Kırmaktan korktuğum için. Mevla kalbi kırık eylesin de; kalp kıran eylemesin.
Güvensiz kalplerimizi karakteri bozuk insanlara borçluyuz.
Ey benim hasta gönlüm haddinden çok üzüldün dün yoksa bugün gelmez yarın ağlama değmez.
İçten kırılmak ince bir sestir. Onu yalnız Allah duyar.
O da o kadar doğru bir seçim değilmiş demek ki. Boş ver be dostum.
Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim.